Alexandrite Lazer | IPL Sistemleri | Diode Lazer | Rebamed


 

    Etiketler: Diode LazerAlexandrite lazerlazer epilasyon

     

    ALEXANRITE + DIODE LAZER + ND YAG LAZER + IPL Sistemleri Hakkında Genel Bilgi

    Dermatolojik Lazer sistemleri profesyonellere non-ablatif cilt gençleştirmeden, vasküler pigmentli lezyonlara ve epilasyon uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede tedavi seçeneği sunar.Farklı dalga boylarındaki lazer cihazları, cilt tipine ve uygulanacak tedavi şekline göre tüm hastaların talep ve ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ayarlanabilir. Bir çok yeni lazer sistemi; tek bir kompakt ve ergonomik sistemin içinde dermatolojik lazer tedavileri için eksiksiz ve modern bir işleyiş sistemi barındırmaktadır. Ayrıca tüm lazer başlıklarında bulunan soğutma sistemleriyle de hastaların daha konforlu ve rahat bir uygulama geçirmeleri amaçlanır. Günümüz teknolojisinde Dermatolojik uygulamalarda kullanılmak üzere farklı  lazer kaynaklarına bağlı olarak değişik lazer tipleri bulunmaktadır.
    Bu Lazer sistemleri başlıca şöyledir.

    •    532 nm Lazer
    Telenjiektazi, rosacea ve hemanjiom tedavilerinde kullanılan lazer tipidir.

    •    550 nm Lazer
    cilt gençleştirme: kızarıklık ve vasküler  pigmentli lezyon tedavilerinde kullanılır.

    •    585 nm  Lazer
    Cilt gençleştirme ve Akne tadavilerinde tercih edilir.

    •    630-700 nm Lazer
    Cilt gençleştirme ve Epilasyon

    •    694 nm Ruby Lazer
    Pigmentli lezyon ve Dövme silme

    •    755 nm ALEXANDRITE Lazer
    Epilasyon

    •    808 / 980 nm DIODE Lazer
    Epilasyon – Gold Satndart

    •    1064 nm ND YAG Lazer
    Koyu Cilt Tipleri için Epilasyon ,Vasküler Lezyonlar, Kırmızı renkli yüz telanjiyektazisi, Kırmızı renkli bacak telanjiyektazisi, Kırmızı renkli, kısa, bacak varisleri, Spider Nevus (örümcek damarlanma)

    •    1540 nm ER GLASS Lazer
    Aktif akne tedavisi, akne izleri izleri ve  yumuşak bir cilt gençleştirme için, son derece etkili bir tedavi bir çözümdür.

    •    2940 nm ER YAG Lazer
    Cilt yüzeyinin yenilenmesi ,Akne ve hipertrofik lekelere yönelik uygulama,Pigmentleşme lezyonlarına yönelik uygulama.

    •    10,600 nm CO2 Fraksiyonel Lazer
    fraksiyonel lazer tedavisi, kırışıklık, yara izleri ve pigment değişiklikleri, görünür cilt gençleştirme için kullanılır.

     



     

    Cilt Tipleri / Lazer Epilasyonda önem taşır.
    Fitzpatrick’e göre, cilt, altı ayrı cilt tipine ayrılabilir:
    Cilt tipi I
    Çok açık ten, açık renk gözler, çiller, genellikle sarı ya da kızıl saç rengi.
    Cilt tipi II
    Açık ten, açık renk gözler, ara sıra ve sık sık görülen çiller arasındaki çiller, sarı, kızıl, açık kahve saç rengi.
    Cilt tipi III
    Ne açık ne koyu ten, açık – koyu arası göz rengi, genellikle kahverengi – koyu renk arası bir saç rengi.
    Cilt tipi IV
    Mat, daha koyu ten rengi, koyu göz rengi, koyu kahverengi gözler, koyu kahve ile siyah arası saç rengi.
    Cilt tipi V
    Koyu ten, koyu göz rengi, genellikle siyah saç rengi.
    Cilt tipi VI
    Siyah ten, siyah renk gözler, siyah saç rengi.
    Uygulama, doğrudan hastanın cilt tipine, uygulama yapılacak bölgeye, saç rengine ve tüylerin kalınlığına bağlıdır.  Sarı ve kızıl arası ve gri saç rengine sahip kişilerde, tüylerin içerisinde lazer ışınının emilimi için çok az melanin olması nedeniyle genellikle uygulamada çok az başarı elde edilir.


    Bunun ardından lazer ışın sisteminin nasıl çalıştığına dair bilgi verilecektir. İlerleyen sayfalarda tedavilerin tanımı ve Özellikle Epilasyon amaçlı IPL , Alexandrite, Diode ve ND YAG  lazer sistemlerinin çalışma şekillerine göre karşılaştırılması yer alacaktır.

     



    1.1   Işığın Hareketi
    1.1.1  Işık Emme Katsayısı
    * Işık herhangi bir yüzeye temas ettiğinde:
    •    * Emilir (bizim de tam olarak amacımız budur)
    •    * Yansır (koruyucu gözlük takılması gerekir)
    •    * Saçılır.
    Işığın yansıması ve saçılması önemli bir enerji kaybıdır. Işık yalnızca emildiği zaman tedavi edici etkisi vardır.
    Emilen ışık dokuda ısı enerjisine dönüşür (termal enerji).
    Deri içinde ışığı emen renk maddeleri kromofor olarak adlandırılır. Deride bulunan en önemli kromoforlar: Melanin,Hemoglobin ve sudur.
    Dalga boyuna bağlı olarak her kromoforun farklı bir emme oranı vardır. Bu sayede seçilen spektrumla uyumlu olarak hedef dokuya atış yapmak mümkün olmaktadır. Işığı emen kromofor ısınır ve sıcaklığı çevre dokulara iletir.  Bu sıcaklığın iletimi esnasında geçen süre hedef dokunun boyutuyla doğru orantılıdır (örneğin ince kıllar için daha kısa süre gerekirken kalın kıllar için daha uzun zaman gerekmektedir).

     


    1.1.2        Akış
    Akış, J/cm2 (jul/santimetre kare) cinsinden uygulanan belli bir alandaki enerji miktarıdır. Bu parametre bize doğrudan kıl kökü, kıl gövdesi ya da cilt yüzeyine yakın renkli lezyonlar gibi belirli noktalara uygulanan ısıtma işleminin kapasitesini verir. Daha önce de belirttiğimiz gibi ten rengi açıldıkça akış yoğunluğunun artması gerekir öte yandan ten rengi koyulaştıkça akış yoğunluğu azaltılmalıdır.
    NOT: Farklı makine üreticileri iletilen akış miktarını net bir şekilde belirtmek konusunda uluslar arası standartlara tâbi olmadığından uluslar arası literatürde yayınlanan klinik protokoller arasında büyük çelişkiler bulunmaktadır. Bu nedenle lütfen farklı sistemler için kullanılan protokolleri Synchro PLA:Y cihazlarının FT el başlıkları üzerinde uygulamayınız. Ayar sistemi farklı işlediğinden yanlış ve tehlikeli sonuçlar doğurabilir.


    1.1.3        Atış Süresi
    Milisaniyelerle ifade edilir ve gönderilen atışların süresini belirtir. Atış süresi hedef noktanın kromofor yoğunluğuna göre ayarlanmalıdır. Bununla bağlantılı bir diğer ölçüt ise lazer ışınıyla uyarılmış noktaların ısı gönderildikten sonra %50 oranında soğuması anlamına gelen “termal rahatlama süresi” dir (TRT). Her bir vücut dokusunun boyutuna ve tipine bağlı olarak termal rahatlama süresi farklılık gösterir. Hedef noktanın termal rahatlama süresine bağlı olarak doğru bir atış seçimi aynı zamanda dokulara hangi oranda ısı transferi yapılacağının da doğru olmasını gerektirmektedir. Genel olarak, hedef nokta kromofor (örneğin, melanin) açısından zenginleştikçe lazer ışınlarıyla ısıtılması kolaylaşacaktır ve bu nedenle atış süresi ona göre ayarlanmalıdır. Aynı zamanda bir diğer önemli nokta da çevre dokuların zarar görmemesi için hedef noktadan daha az ısıtılması gerektiğidir. Asıl amaçlanan deri ve üst derinin kesiştiği noktada ya da yakınında yer alan bir dokunun (kıl kökü, damar, renkli ben vb.) pıhtılaşması veya termal olarak tahrip edilmesidir. Bu durumda istenilen sonuca ulaşmak için deride bulunan melanin pigmentine göre atış süresi ve atış aralığını iyi belirlemek gerekir.


    1.1.4        Atış Yapısı
    Genel olarak Lazer cihazlarında atış yapısı kullanıcının ihtiyaçlarına göre ayarlanabilmektedir. Atış süresini ayarlayarak lazer ışınlarını iki ya da üç parçaya bölmek ve aşamalı bir şekilde derinin alt katmanlarına göndermek mümkündür. Bu bölünme derinin ve diğer hedef noktaların termal rahatlama süresinin farklılık göstermesi sayesinde deri üzerinde daha rahat ve güvenli olarak uygulama yapılmasını sağlayacaktır. Tüy giderme ve pigmentli lezyon tedavilerinde derinin ve hedef dokunun termal rahatlama süresi arasında önemli bir fark bulunmadığı takdirde derinin soğuması için çoklu atış yapısının kullanılması gerekir (derinin termal rahatlama süresi daha kısadır başka bir deyişle daha hızlı soğur). Aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi hedef dokudaki (kıl kökü, pigmentli lezyon) kromofor yoğunluğunun farklılık göstermesi deri ısısının da farklı seviyelerde artmasına yol açar. Hedef dokunun sıcaklığı derinin sıcaklığından daha fazladır ve her şeye rağmen bu sıcaklık derecesi güvenlidir. Çünkü pıhtılaşma ya da tahrip eşiğine (80°C civarında) henüz ulaşmamıştır. İlk lazer atışından sonra iki doku da birbirinden farklı şekilde soğur. Derinin soğuması kıl kökünün soğumasından daha hızlıdır. Bu şekilde deri ısısı çok alt seviyelerde kalırken üç aşamalı olarak gönderilen lazer ışınının ikinci ve üçüncü parçası kıl kökünün sıcaklığını ısı eşiğinin üzerinde arttırarak işlemin güvenli bir şekilde yapılmasını sağlar. Genel olarak koyu ten rengi veya açık renk kıllar arasında ışınların emilmesi ve ısı miktarı konusunda büyük bir fark yoktur. Aradaki farkı büyütmek için lazer atışları arasındaki gecikmeler daha uzun olmalıdır.
     
    1.1.5        Cilt Soğutma
    Derinin alt katmanlarında gerçekleştirilen tüm tedavilerde (özellikle epilasyon uygulamaları ve vasküler lezyon tedavilerinde) lazer ışınlarıyla ısıtılan hedef doku üst deriye nazaran daha aşağı bir noktada yer alır. Böyle durumlarda tüm el başlıklarına dahil edilmiş kontak cilt soğutma sistemi sayesinde üst deride meydana gelen aşırı ısı artışı önlenebilmektedir. Bu da tedavi sonrası ortaya çıkabilecek yan etkileri ortadan kaldırmakta ve hastaların tedavi esnasında duyduğu sıcaklık hissini azaltmaktadır.

     



    1.1.6        Lazer Epilasyon
    Lazer Epilasyon uygulamalarında ısıtılması gereken hedef doku kıl köküdür. Işınlar kıl folikülünde bulunan ve tahrip eden ısıyı kıl köküne iletmede aracı rolü gören melanin pigmenti tarafından emilir. 1.1.1 nolu metinde yer verildiği gibi melanin pigmentinin 755 nm dalga boyuna sahip Alexandrite lazerinden gönderilen ışığı emme katsayısı 1064 nm dalga boyu olan Nd:YAG lazerine oranla çok daha yüksektir. Bu durum Alexandrite lazerini daha verimli ve etkin fakat aynı zamanda koyu ten rengine sahip insanlar için de daha tehlikeli hale getirmektedir. İşte bu durumda her iki dalga oyunun ortası olan 810-980 nm lik Diode Lazer’ler epilasyon için en ideal sistemdir.
    Sonuç olarak, epilasyon tedavilerinde 3 çeşit dalga boyunun kullanıldığını belirtmemiz gerekir. 755 nm dalga boyuna sahip Alexandrite lazeri 1-2-3 nolu Fitzpatrick cilt tipleri için en uygun tercih olarak görülürken 3-4-5 nolu cilt tipleri için 808-810-980 nm Diode Lazer epilasyon tercih edildiği gibi 1064 nm dalga boyuna sahip Nd:YAG lazeri melanin pigmentinin yüksek emme gücünden dolayı Alexandrite lazerinin güvenli görülmediği cilt tiplerinde özellikle koyu ve bronz tenlerde kullanılır. Ayrıca Alexandrite lazeri ince ve açık renk kıllarda (genellikle daha yüzeysel ve melanin yoğunluğunun az olduğu) tercih edilirken Diode Lazer ve  Nd:YAG lazeri derinin alt katmanlarına nüfuz ettiğinden derin kıl kökleri için en iyi yöntemdir.

     


    1.2   İyi Huylu Pigmentli Lezyonlar
    Lazer tedavileri iyi huylu pigmentli cilt lezyonlarının pek çok türünü yok eder veya azaltır. Uygulama boyunca hasta herhangi bir ağrı ya da acı hissetmez. Tedavi sonrasında, termal ısınmanın da bir sonucu olarak lezyonlarda koyulaşma görülebilir. Lezyonun renginin açılması bir iki ay içinde gerçekleşecektir.
    İyi huylu lekelerin yok edilmesi lezyonlarda yer alan melanin pigmentinin ısınması yoluyla olur. Melanin pigmenti ısıyı bu noktalara ileterek onların hasar görmesine neden olur ve bu dokular fagositoz (hücre yutumu) veya normal hücre yenilenmeleri sonucunda ortadan kaldırılır. Tedavi edilen en yaygın pigmentli lezyonlar güneş lekeleridir.
    Bu tedaviler melanin pigmenti tarafından yüksek emilme oranına sahip Alexandrite lazer sistemleriyle güvenli bir şekilde yapılabilir. IPL tarafından takılan filtrelerin özelliklerine göre melanin pigmenti tarafından büyük ölçüde emilebilir ancak “Vasküler ve Pigmentli Cilt Gençleştirme” başlıklı yazımızda da açıklanan sebeplerden ötürü IPL sistemine pigmentli cilt gençleştirme uygulamalarında yer vereceğiz.


    1.3   Vasküler Lezyonlar
    Kan damarlarının tedavisinde hedeflenen kromofor hemoglobindir. Hemoglobin pigmenti tarafından emilen ışınlar ısıya dönüşür ve bu durum kanın pıhtılaşmasına bununla birlikte damar duvarının da daralmasına neden olur. Pıhtılaşan kan ve boş damarlar tedavi sonrasında doğal bir şekilde vücuttan dışarı atılacaktır. Bu tür tedavilerde melanin pigmentinin emme oranı daha düşük olduğu için deride hipo ve hiper pigmentasyon riski azaltılarak damarların daha güvenli bir şekilde ısıtılması sağlanır.  Lazer enerjisinin termal rahatlama süresinden daha kısa bir zamanda kan damarlarına iletilmesi gerekir. Bu şekilde çevre dokular termal zarar görmeden hedef dokunun en üst seviyede ısıtılması sağlanır (Selektif Foto-Termoliz/ışık ısısıyla seçici tahrip). Lazer ışınlarının gönderim süresini en üst düzeye çıkarmak için lazer sisteminin güç çıkışının yeterli düzeyde olması ve bu süre içersinde damar pıhtılaşmasını sağlayacak ölçüde enerji yoğunluğunu iletmesi gerekmektedir (Enerji=Güç x Süre). Lazer enerjisinin gönderim süresi damarların termal rahatlama süresinden çok daha kısa olduğu taktirde kan damarlarının sadece üst kısmında yer alan kan pıhtılaşır. Bu kısmi pıhtılaşma damarın daha derin noktaları için bir kalkan görevi görür ve rekanalizasyon oluşabilir. Cilt soğutma üst derinin aşırı ısınmasını önlemek ve bunun ardından oluşabilecek yan etkileri engellemek için çok önemlidir. Cilt soğutulduğu ve atış süresi uzatıldığı takdirde lazer enerjisinin üst deri tarafından emilimi de en aza indirgenecektir.

    •    1064 nm dalga boyuna sahip olan Nd:YAG lazer kaynağı en uygun seçenektir. Bu kaynaktan gönderilen lazer ışınları hemoglobin pigmenti tarafından büyük ölçüde emilir ve aynı zamanda 1064 nm dalga boyu derinin alt katmanlarına nüfuz ederek derin damar tedavilerinin yapılmasını mümkün kılar.


    •    IPL ışınının hemoglobin pigmenti tarafından emilme oranı ise takılan filtreye göre değişiklik gösterir (“IPL ile Tedavi” başlıklı paragrafı inceleyiniz).  Bu nedenle birtakım yüzeysel vasküler lezyon tedavilerinde kullanılabilir. Ancak Nd:YAG lazer kaynağı kadar derine nüfuz edemez. Bunun sebebi melanin pigmenti tarafından emilme oranının Nd:YAG lazere nazaran daha yüksek olmasıdır.


    •    Vasküler tedavilerde Alexandrite lazeri kullanılmaz.  Bunun nedeni melanin pigmenti tarafından emilme oranının çok yüksek olmasıdır. Öte yandan hemoglobin tarafından emilme oranı düşüktür.  Bu da ciltte yanık oluşumu riskini arttırmaktadır.
    Vasküler tedavilerde FT atımlı ışık sistemleri ve Nd:YAG lazeri arasındaki farkı daha iyi anlayabilmek için aşağıdaki karşılaştırma tablosuna bakınız:
     


     
     
    1.4   Vasküler ve Pigmentli Cilt Gençleştirme
    IPL sisteminin seçici fototermoliz özelliğinden yoksun olmasının sebebi takılan filtreye bağlı olmaksızın bu sistemlerin geniş bir bant aralığında ışık üretmesidir.  Bu nedenle hiçbir filtre aşağıda verilen lazer kaynaklarının özelliklerini taşımaz:
    •    Nd:YAG: Melanin pigmenti tarafından düşük (lazer enerjisinin derinin alt katmanlarına iletilmesini sağlar), hemoglobin pigmenti tarafından yüksek emilime sahiptir (orta büyüklükteki damarların tedavisine olanak verir).
    •    Alexandrite: epilasyon uygulamaları (özellikle ince ve açık renkli kıllarda) ve pigmentli lezyon tedavilerinde melanin pigmenti tarafından yüksek oranda emildiği için daha agresif ve yoğun tedavilerin gerçekleştirilmesine olanak sağlar.
    Diğer IPL filtrelerinin cilt tarafından emilme oranları bu iki lazer kaynağının arasında bir noktaya düşer. Bu durum vasküler ve pigmentli lezyon tedavilerinde IPL filtrelerinin kullanımını kısıtlar ancak cilt gençleştirme gibi karma uygulamalarda daha verimli sonuçlar elde edilir.
    “Cilt gençleştirme” lekeli noktalar ya da damarlar gibi belli bir hedef noktanın tahribatına yönelik olarak uygulanan bir tedavi yöntemi değildir. Tüm yüz, dekolte veya eller gibi geniş bir alana uygulanır ve cilde genç bir görünüm kazandırmayı amaçlar.
    “Cilt gençleştirme” kavramı farklı manalarda kullanılabilir:
    •    Vasküler heliodermia (cilt yaşlanması) tedavisi için (eritroz sonucu oluşan kızarıklıklar gibi küçük ve yüzeysel vasküler lezyonlara uygulanır)
    •    Pigmentli heliodermia tedavisi için (güneş lekeleri gibi küçük ve yüzeysel pigmentli lekelere uygulanır)
    •    Karma heliodermia tedavisi için (vasküler ve pigmentli lezyonların tedavisinde kullanılır)
    •    Yeni kolajen üretimi ve non-ablatif kırışıklık tedavisi için (“krono-yaşlanma” tedavisi olarak da adlandırılır)
    IPL sistemleri özellikle ilk üç maddede ele alınan uygulamalar için hedef dokunun melanin ve hemoglobin pigmenti olduğu durumlarda olumlu sonuçlar verir. Dört numaralı maddede değinilen uygulamalarda belirli bir hedef dokunun tahribatı amaçlanmaz. Burada önemli olan ışığın deri tarafından emilmesinden sonra meydana gelen sıcaklık ve bu sıcaklığın mevcut kolajenlerin sıkıştırılmasını sağlayarak yeni kolajen üretimini tetiklemesidir. Bunun sonucunda da cildin esneklik kazanması ve kırışıklıkların giderilmesi amaçlanır. Işık enerjisi daha derinlere nüfuz ettikçe bu etki de güçlenir.
    Yukarıda bahsettiğimiz gibi vasküler ve pigmentli lezyon tedavilerinde tedavinin verimini arttırmak için kullanılan filtreler farklılık gösterir. Bu nedenle IPL yoğunlaştırılmış ışık sistemleri aşağıda açıklanan durumlara göre farklı uygulamalarda farklı adlar alabilir:
    •    Vasküler lezyonlar baskın olduğunda “      Vasküler Cilt Gençleştirme”
    •    Pigmentli lezyonlar baskın olduğunda “Pigmentli Cilt Gençleştirme”
    •    Vasküler ve pigmentli lezyonlar eşit oranda bulunduğu takdirde “Karma Cilt Gençleştirme”
    Her üç tedavinin aynı zamanda krono-yaşlanma etkisi vardır ve bu etki ışığın daha derine nüfuz etmesine izin veren güçlü filtrelerde daha fazladır. Vasküler ve pigmentli tedavilerde Vasküler ve Pigmentli Cilt gençleştirme uygulamalarının çalışma ilkesi aynıyken krono-yaşlanma tedavisinde çalışma ilkesi biraz daha farklıdır ve bir sonraki paragrafta detaylı bir şekilde açıklanmıştır.

     

     



    1.5   Krono-Yaşlanma
    Doğal yaşlanma sürecinin yanında güneş etkisi ve kirlilik gibi faktörler cildin yapısında ve işlevinde bozulmaların meydana gelmesine sebep olur.  Bu durumun en belirgin kanıtı üst deri ile üst papiller dermis seviyesinde yumuşak dokunun esnekliğini kaybetmesidir. Ciltte çizgiler meydana gelir, deride kılcal damar genişlemeleri, kırışıklık ve koyu leke oluşumları görülebilir. Ciltteki kırışıklık ve foto yaşlanma (çevresel etkilere ve özellikle uzun yıllar güneşe maruz kalma sonucu gelişen yaşlanma süreci)şiddetini doğru bir şekilde ölçmek için “Glogau sınıflaması” geliştirilmiştir. Bu sistem uygulayıcıların foto yaşlanma tedavilerinde en uygun yöntemi seçmelerine olanak sağlar.
    Kolajenlerin sıkıştırılmasını sağlamak ve yeni kolajen üretimine olanak sunmak için alt derinin seçici bir şekilde lazer ışınları tarafından ısıtılması aynı zamanda krono-yaşlanma tedavisini de içine alır. Üst deride meydana gelebilecek yan etkiler için gereken her türlü önlem alınmalıdır.
    IPL sistemlerinde kullanılan filtreler ışık enerjisinin derinin alt katmanlarına nüfuz etmesine olanak sağladığı için krono-yaşlanma tedavisinde verimli sonuçlar elde edilebilir. Ancak krono-yaşlanma tedavisinde melanin pigmenti tarafından düşük emilme oranına sahip olan Nd:YAG lazerinin kullanımı daha kesin sonuçlar verecektir. Nd:YAG lazerinden yayılan enerji üst deride herhangi bir yan etki meydana getirmeden etkin ve derine nüfuz eden lazer enerjisiyle tedavinin sonucunu garantileyecektir.
     
    Günümüzde 808 nm Diode Lazer ve 1064 nm dalga boyuna sahip Nd:YAG lazerinin en koyu cilt tiplerinde (III ve üzeri) gerçekleştirilen epilasyon uygulamalarında en güvenli lazer kaynağı olduğu bilinmektedir. Bunun sebebi 808 nm Diode Lazer ve 1064 nm dalga boyuna sahip  lazerlerin melanin pigmenti tarafından emilme oranının düşük olması ve bu sayede jerminatif hücrelerin bulunduğu kıl köklerinin en derin noktalarına kadar nüfuz etmesidir. Melanin ve oksihemoglobin pigmenti tarafından emilme oranlarına göre 1064 nm dalga boyu ruby, Alexandrite ve diyot gibi lazer sistemlerinin dalga boylarına nazaran deride birkaç milimetre ileriye kadar gidebilir. Melanin pigmenti tarafından emilme oranı düşük olduğu için tek bir atışın enerji miktarı güç ve süre açısından doğru özelliklere sahip olmalıdır. Ayrıca spot çapı da sonuç aşamasında önemli rol oynar ancak bu son parametre dalga boyu kadar önemli değildir. Ancak uygun parametreler seçildiği takdirde ND Yag cihazında bulunan uzun atışlı Nd:YAG sistemi, epilasyon ve özellikle bacak telanjiyektazisi gibi vasküler tedavileri de içeren farklı uygulamalarda mükemmel bir sistemdir. Nd:YAG lazerinden gönderilen ışınlar doğrudan Nd:YAG lazeri el başlıklarına bağlanan optik bir fiber aracılığıyla iletilir. Bağlantı çok hızlıdır ve sistem takılan el başlığını kontrol panelinde özellikle ayarlamaya gerek kalmadan anında kavrar.

     

     



    2.1.1        Nd:YAG Lazeri ile Yapılan Tedaviler
    •    Vasküler Lezyonlar
    -          Kırmızı renkli Anjiyokeratom
    -          Mavi renkli Anjiyokeratom
    -          Cherry Anjiyom
    -          Kırmızı renkli yüz telanjiyektazisi
    -          Kırmızı renkli bacak telanjiyektazisi
    -          Lymphangioma Circumscriptum
    -          Piyojenik Granülom
    -          Kırmızı renkli, kısa, bacak varisleri
    -          Spider Nevus (örümcek damarlanma)
    -          Venöz göllenme
    •    Epilasyon
    -          Üst dudak-Çene-Boyun
    -          Yanak
    -          Koltuk altı
    -          Göğüs-Bacak-Sırt-Kol
    -          Bikini
        Cilt Gençleştirme
    -          Krono-yaşlanma

     


    2.2   Alexandrite Lazer
    Alexandrite lazeri DEKA’nın 2009’da piyasaya sürdüğü yeni bir lazer kaynağıdır. 755 nm dalga boyuna sahip Alexandrite lazeri Nd:YAG lazerine nazaran melanin pigmenti ve su tarafından daha yüksek emilme oranına sahipken hemoglobin tarafından daha düşük oranda emilmektedir. Melanin pigmentinin absorpsiyon katsayılarındaki farklılık Alexandrite lazerinin koyu cilt tiplerinde daha agresif bir şekilde çalışmasını sağlarken aynı zamanda kıl köklerinde daha etkili sonuçların alınmasını da mümkün kılar. Bu nedenle Alexandrite lazeri açık tenli kişilerde (I’den III numaralı cilt tiplerine kadar) epilasyon uygulamaları için kullanılır ve daha iyi sonuçlar elde edilir. Ayrıca Nd:YAG lazeriyle yapılan uygulamalara nazaran daha az seansta aynı sonuçlar elde edilir.
    Alexandrite lazer enerjisinin melanin pigmenti tarafından yüksek emilme oranına sahip oluşu  bu lazer kaynağının güneş lekeleri gibi iyi huylu pigmentli lezyonların tedavilerinde de kullanılmasına olanak sağlar.


    2.2.1  Alexandrite Lazeri ile Yapılan Tedaviler
    •    Epilasyon
    -          Üst dudak-Çene-Boyun
    -          Yanak
    -          Koltuk altı
    -          Göğüs-Bacak-Sırt-Kol
    -          Bikini
    •    İyi Huylu Pigmentli Lezyonlar
    -          Güneş lekeleri

     



    2.3   IPL Intense Pulsed Light ( Yoğunlaştırılmış Işık )
    Görünür ve kızıl ötesi ışınların yüksek emilme oranı (500-1200nm) ve beş farklı filtre seçeneğiyle spektrumun isteğe göre ayarlanabilmesi atımlı ışık sistemlerini vasküler ve pigmentli cilt gençleştirme tedavilerinden epilasyona kadar pek çok uygulamada başvurulan bir seçenek haline getirmektedir.
    Hemoglobin ve melanin pigmenti tarafından emildiklerinden dolayı 500-1200nm, 520-1200nm ve 550-1200nm’lik emisyon spektrumu özellikle açık renkli cilt tipleri için ayrıca vasküler ve pigmentli lezyon tedavilerinde tavsiye edilmektedir. 550-1200nm, 600-1200nm ve 650-1200nm’lik dalga boyu emilimine sahip olan filtreler ise epilasyon uygulamaları için daha uygundur. Aslında daha uzun dalga boyları sayesinde enerjinin büyük bir kısmı dokuya derinlemesine nüfuz edebilmektedir. Pigment yoğunluğunun fazlalığından ötürü ışık enerjisinin aşırı derecede emildiği koyu cilt tiplerinde, kısa dalga boylarını büyük ölçüde engelleyen bir filtrenin kullanılması tavsiye edilir. Bu durum epilasyonun yanı sıra vasküler ve leke tedavilerinde oluşabilecek yan etkilerin de önüne geçilmesini sağlar.

     


    2.3.1 IPL Işık Sistemleri ile Yapılan Tedaviler
    •    Epilasyon
    -          Üst dudak-Çene-Boyun
    -          Yanak
    -          Koltuk altı
    -          Göğüs-Bacak-Sırt-Kol
    -          Bikini
    •    Vasküler Lezyonlar
    -          Eritroz
    -          Mavi renkli yüz telanjiyektazisi
    -          Kırmızı renkli yüz telanjiyektazisi
    -          Kırmızı renkli yüzeysel hemanjiyom
    -          Düz anjiyom
    -          Poikilodermi
    •    Cilt Gençleştirme
    -          Vasküler
    -          Pigmentli
    -          Karma
    -          Akne

    2.4 Diode Lazer Epilasyon
    Diode lazer tipi dünyada epilasyon amaçlı en çok kullanılan lazer tiplerindendir. Diode lazer epilasyon Koyu ve açık tüm cilt tiplerinde başarılı epilasyon sağlar. Diode lazer epilasyon genel olarak kalın ve koyu kıllarda etkili olduğu bilinmektedir. Fakat diyot lazerler diğer lazerlerden farklı olarak ince tüyde de başarılı epilasyon sağlayabilmektedir. Diğer lazerlerin başarısının düşük olduğu yüz, sırt, boyun, omuz, kol gibi zor bölgelerde bile başarılı epilasyon sağlayan lazerlerdir. Hormonsal tüylenmenin fazlaca görüldüğü yüz bölgesinde bile etkili lazer epilasyon sağlayabilien ve bizce bir klinikte mutlaka bulunmasını önerdiğimiz bir lazerdir. Alexandrite lazerin başarısız olduğu durumlarda bu lazer uygulanabilir. Bu lazer kliniğine önemli avantajlar sağlar.


    Diyot lazerler 810 nm dalga boyunda ve epilasyon için sık kullanılan lazerlerdir. Bu lazer sistemi teknik yapısından kaynaklanan önemli avantajlara sahiptir. Özellikle alexandrite lazerden daha derine inerek derin yerleşimli kıllarda köke kolayca ulaşır. Bu özelliği sayesinde diode lazer epilasyon ve diyot lazerler yüz, sırt, kol, omuz bölgelerinde en çok tercih edilen lazerler olmuştur.


    Diyot lazerler asıl olarak kalın kıllarda etkilidir. Fakat değiştirilebilen pulse süreleri sayesinde ince kıllarda da etkilidir. Alexandrite lazerlerin lazer epilasyon için kullanılamadığı yüz, boyun ve ense gibi ince kıllarında olduğu alanlarda önemli derecede avantaj sağlar ve başarılı epilasyon gerçekleştirir.
    Diode lazer sistemleri ile epilasyon uygulaması tüm dünyada ve ülkemizde yaygın olarak kullanılan bir epilasyon yöntemidir. Diode lazer epilasyonda diğer epilasyon uygulamalarında olduğu gibi kalıcı epilasyon sağlamaktadır. Kalıcı epilasyon ile kastımız kıl köklerinin kıl üretme fonksiyonlarının bozulmasıdır. Kılda kök hücreleri kılı üretmektedir. İşte lazer epilasyonda bu köklerin fonksiyonlarının bozulması söz konusudur. Bu nedenle bu etkinin sonucu kalıcı epilasyondur.
    Diyot lazer epilasyon öncesinde kıllar kısaltılır. Jiletle kısaltılmasında bir sakınca yoktur. Fakat sıfır kesen tıraş makineleri de kullanılabilir. Ya da evde siz 3 gün önceden kısaltarak epilasyon merkezine gidebilirsiniz. İşlem öncesinde kılların bölgeden uzaklaştırılmasını takiben jel uygulaması yapılır. Bildiğimiz ultrason jeli bu bölgede kullanılabilir. Jel ince bir tabaka şeklinde sürülür. Bu sayede kayganlık ve ciltle başlık arasında bir bariyer sağlanmış olur. Başlıkların çoğu kendinden soğutmalıdır yani lazerin ucunda uygulama sırasında cildi koruyan soğutma sistemi vardır. Bazen bu sebeplerle diode epilasyon uygulamasına ütüleme epilasyon dendiğini de görmekteyiz.

     


     

    3.1   Hasta Kontrolü
    Uygulanacak tedavi yöntemini belirlemek için uzmanların yapması gereken ilk ve en önemli şey kişinin hastalık geçmişini öğrenmesi ve hasta üzerinde detaylı bir tetkik yapmasıdır. En uygun tedavi şeklinin seçilmesi konusunda dikkate alınması gerekenler:
    Tedavi edilecek lezyon türü için (boyut, derinlik, bölge, renk, şiddet derecesi)
    •    Cilt tipi
    •    Hastanın yaşı
    •    Hastanın ailesinin sağlık geçmişi
    •    Hastanın istekleri ve beklentileri
    •    Son zamanlarda güneşe maruz kalıp kalmadığı
    Hasta tedavi prosedürü, istenilen sonuçlara ulaşmak için yapılması gereken seans sayısı, her bir seans öncesi izlenecek adımlar ve olası yan etkiler konusunda bilgilendirilmelidir.


    3.1.1 Kontraendikasyonlar ve Uygulamanın Riskli Olduğu Durumlar
    Kontraendikasyonlar:
    •    Işığa duyarlı hale getiren ilaçların kullanımı (örneğin, tetracycline [antibiyotik], naproxen [NSAIDs], auranofin [antiromatizmal], östrojen ve progestin kullanımı [doğum kontrol hapları], chlorochin [sıtma ilacı] vb.)
    •    Antikoagulan (pıhtı önleyici) ilaçların kullanımı (örneğin, aspirin, heparin vb.)
    •    Retinoid kullanımı ( örneğin, isotretinoine gibi ilaçların kullanımı dokunun normal iyileşme süresini değiştirebilir)
    •    Daha önce cildin kabuk bağlamasına yol açan (derinin soyulması, kabuklar, retinoik asit vb.) bir tedavi ya da ameliyat (gerdirme vb.) geçirilmesi
    •    Güneşe veya UV lambalarına maruz kalma: uygulamanın yapılacağı bölgenin tedavi öncesi (en az bir ay önce), sonrası ve tedavi esnasında UV ışınlarına maruz kalmasını önleyin. 50 koruma faktörlü güneş kremini tedaviden önce ve sonra hastaya uygulayın.
    •    Bakteriyel, virüs kaynaklı veya mikotik enfeksiyonlar. Daha önce uçuk sorunu olan hastalara antiviral profilaksi sürülmelidir.
    Hastanın uygulama için sakıncalı olan ilaçları (ışığa duyarlı hale getiren ilaçlar, pıhtı önleyici ilaçlar ve retinoidler) kullandığını belirlediğiniz takdirde tedaviyi bu ilaçların etkisi tamamen geçene kadar başlatmayın.
    Dikkat: İlaçların yanı sıra deterjanlar, deodorant, losyon, parfüm ve kozmetik ürünleri gibi ışığa duyarlı hale getiren pek çok farklı ürün de bulunmaktadır. Bu durum hastaya açıklanmalı ve önlem olarak tedaviye başlanmadan bir hafta önce uygulamanın yapılacağı bölgede risk oluşturabilecek ürünler in kullanımı durdurulmalıdır.
    Uygulamanın Riskli Olduğu Durumlar
    •    Işığa karşı yüksek duyarlılık
    •    Hamilelik
    •    Daha önceden geçirilmiş deri kanseri veya kanser belirtisi olan lezyonların oluşumu

     



    3.1.2  Olası Yan Etkiler
    Nadiren tedavi sonrası komplikasyonlar meydana gelebilir. Hastaya bu konuda daha önceden bilgi verilmelidir. Ayrıca tedavi öncesi ve sonrasında uyulması gereken talimatlar harfiyen yerine getirilmelidir. Bu şekilde komplikasyon oluşma riski en aza indirgenmiş olur.
    Kabarıklık, hiper/hipo pigmentasyon ve kabuklanma gibi yan etkiler aşırı derecede yüksek enerji seviyelerinin deriye iletilmesi, el başlığının pek çok kez cilt üzerinde gezdirilmesi ya da el başlığının yanlış bir şekilde konumlandırılması gibi sistemin yanlış kullanılmasından kaynaklanmaktadır.
    Tedaviye başlanmadan önce en verimli sonuçları elde etmek ve her hastaya göre değişen en uygun tedavi parametrelerini belirlemek amacıyla bir cilt testinin yapılması çok önemlidir.
    DİKKAT: Seanslar devam ederken hastanın cilt durumunda değişiklikler meydana gelirse cilt testini tekrarlamak ve tedavi parametrelerini yeniden ayarlamak gerekebilir.
    •    Kabarıklık: Bu durum aşırı derecede yüksek enerji seviyelerinin kullanılması, el başlığının pek çok kez cilt üzerinde gezdirilmesi veya tedavi sonrası güneşe maruz kalındığı takdirde ortaya çıkabilir. Kabarıklığın oluştuğu bölge antibiyotik bir merhem sürülerek tedavi edilir. Diskromi veya kabuklanma gibi sorunların önlenmesi için tedaviye bir süreliğine ara verilmesi gerekir.
    •    Hipo pigmentasyon: daha çok koyu ten rengine sahip hastalarda rastlanır. Uygulama yapılan bölgelerde güneşe maruz kalındığı takdirde ortaya çıkar. İyileşmesi birkaç ay sürmesine rağmen genellikle kendiliğinden kaybolur.
    •    Hiper pigmentasyon: İltihaplanma sonucu meydana gelir. Asya cilt tipi ve koyu renkli cilt tiplerinde daha sık rastlanır. Tedavi sonrası güneşten korunma yoluyla ve tedaviden önceki 4 hafta boyunca melanin üretimini önleyen kremlerin günlük olarak sürülmesi durumunda önlenebilir.
    İçeriğinde hidrokinon bulunan kremler kullanılabilir. Alternatif olarak arbutin, azelaic asit, Kojic asit veya stabilize C vitamini de kullanılabilir.
    Bu prosedür açık ten rengine sahip kişilerde yalnızca I ve II nolu cilt tipleri için önerilirken koyu ten rengine sahip kişilerde ya da Asya cilt tiplerinde rahatlıkla kullanılabilir.

     

     



    3.2   Tedavi Öncesi Prosedür
    3.2.1  Hasta Görüşmesi
    Tedavi öncesi hastayı aşağıdaki konular hakkında bilgilendirin:
    •    Tedavi başlamadan en az dört hafta öncesinden kişi güneş ışınlarına maruz kalmamalıdır (bu önlem tedavi sonrası oluşabilecek komplikasyonları engeller).
    •    Tedaviden en az iki ay önce Accutane kullanımı bırakılmalıdır.
    •    Purpura (morarık) oluşumunu önlemek amacıyla tedaviden birkaç gün önce Aspirin kullanımı durdurulmalıdır.
    •    Lazer veya atımlı ışık sisteminin çalışma ilkeleri gösterilmelidir.
    •    Tedavi yöntemi açıklanmalıdır.
    •    Her hastanın bireysel özelliklerine göre değişen seans sayıları kişiye bildirilmelidir.
    •    Epilasyon uygulamalarında: tedavi başlamadan en az iki hafta önce (önerilen süre 1 aydır) tüy sarartıcı ya da farklı epilasyon yöntemlerine (ağda, cımbız, epilatör vb.) başvurulmamalıdır.
    •    Lazer veya atımlı ışık sistemleriyle yapılan tedavilerden sonra cildin verdiği tipik reaksiyon hastaya gösterilmelidir.

     


    3.2.2  Cildin Temizlenmesi
    Tedaviye başlamadan önce uygulamanın yapılacağı bölgeyi temizleyin. Lazer ışınıyla tepkimeye girebilecek tüm kir ve maddelerden (makyaj, losyon, deodorant, merhem vb.) cildi arındırın. Bölgeyi yumuşak bir sabunla temizledikten sonra su ile durulayın.
    Önlem olarak hastaya tedavi başlamadan 48 saat önce makyaj malzemeleri kullanmaması gerektiği bildirilmelidir.
    3.2.3        Tıraş
    Kişiye tedavi başlamadan birkaç gün önce uygulamanın yapılacağı bölgedeki tüyleri tıraş etmesi söylenir. Bunun sebebi olması gerekenden daha uzun olan tüylerin ışınları kıl köküne ulaşamadan gereksiz yere emmesi, cilt yüzeyine ve el başlığına zarar vermesidir. Epilasyon uygulamalarında kılların 1-2 mm’den uzun olmaması gerekmektedir.
    3.2.4        Pigmentli Lezyonların Korunması
    Tedavinin uygulanmaması gereken pigmentli lezyonların ve benlerin korunması için beyaz dermatolojik bir kalem kullanılmalıdır.
    3.2.5        Cilt Tiplerinin Sınıflandırılması
    Tedaviye başlamadan önce hastanın cilt tipinin belirlenmesi büyük önem taşır. Bunun sebebi lazer ışınlarının gönderildiği hedef doku yerine deride bulunan başka pigmentler tarafından emilmesini önlemektir.
    3.2.6        Cilt Testinin Yapılması ve Tedavi Boyunca İzleme
    Uygulamacı kullanılacak en uygun enerji seviyesini belirleme konusunda uzman olmalıdır. Hastanın dayanabileceği ve yan etkileri olmayan en yüksek enerji seviyesi aynı zamanda tedavi edici değeri en yüksek olan seviyedir.
    Tedaviye başlamadan önce hastanın bireysel özelliklerine dayalı olarak en uygun parametreleri seçmek için bir cilt testinin yapılması gereklidir.
    Aşağıdaki durumlarda cilt testini uygulayın:
    •    Tedavinin ilk kez uygulanacağı kişilerde
    •    En son seanstan bu yana hastanın cilt durumunda herhangi bir değişiklik olduğu takdirde (örneğin, bronzluk derecesi farklılaşmış ciltlerde)
    •    Farklı bir bölgeye uygulama yapılacağı zaman
    •    Akış parametrelerini veya atış süresini yükseltmek gerektiğinde
    Aşağıdaki aşamaları uygulayın:
    •    “Tedavi Prosedürleri” başlıklı yazıda verilen talimatları uygulayın.
    •    Uygulamanın yapılacağı alanda ya da benzer bir bölgede cilt testini uygulayın
    •    Yapılacak tedaviye en uygun el başlığını seçin
    •    Hastanın cilt tipi ve uygulanacak tedaviyle uyumlu olan emisyon parametrelerini ayarlayın
    •    Tavsiye edilen en düşük akış değerlerini seçin
    •    Soğutma cihazını en düşük derecede kullanın
    •    Tek bir atış yapın
    •    Cildin göstereceği reaksiyonu değerlendirmeden önce 30 dakika bekleyin. Bazı durumlarda cilt testinin yapılmasından birkaç saat sonra cildin kızarıklığı artar. Bu nedenle özellikle Asya cilt tipine veya koyu ten rengine sahip olan kişilerde asıl tedaviye başlamadan önce 48 saat beklenilmesi tavsiye edilir
    •    Kabarcık oluşumu, yüksek derecede eritem, yanma, hiper veya hipo pigmentasyon gibi yan etkilerin görülmesi aşırı derecede yüksek enerji seviyelerinin kullanıldığına ve bir an önce bu seviyenin düşürülmesi gerektiğine işaret eder.
    Eğer herhangi bir kızarıklık yoksa veya çok düşük bir seviyede ise (farklı kaynaklardan yararlanılarak oluşturulan paragraflardaki en son kızarıklık seviyelerine bakınız) ve hasta hafif bir sıcaklık hissi duyuyorsa akış miktarını önerilen en düşük seviyede yükseltmek ve cilt testini tekrarlamak gerekebilir.
    Testin aynı bölgede tekrarlanmaması gerekir.
    Uygulama bölgelerinin çakışmamasına dikkat edin ve aynı bölgede bir kereden fazla test atışı yapmayın.

     



    3.2.7        Fotoğrafik İzleme
    Tedavinin çeşitli aşamalarında uygulama bölgesindeki değişimleri belgeleyen fotoğraflar çekmek tedavinin etkinlik derecesini kontrol etme açısından önemlidir. En iyi fotoğrafik kaliteyi elde etmek adına çekimleri standart hale getirmek yani aynı pozları ve aynı ışık kalitesini yakalamak gerekir.

     


    3.3   Anestezi Yapılması
    Çoğu zaman anestezi yapılmasına gerek yoktur. Bu tür uygulamalarda cilt soğutma sistemleri kullanıldığı için hastalar fazla acı çekmeden tedavi rahat bir şekilde gerçekleşmektedir. Anestezi uygulandığı takdirde anestezi yapılan bölge tedaviye başlanmadan önce tamamen temizlenmelidir.


    3.4   Tedavi Prosedürleri
    Hastanın dayanabileceği ve yan etkileri olmayan en yüksek enerji seviyesi aynı zamanda tedavi edici değeri en yüksek olan seviyedir. Enerji yoğunluğunun (akış) ne ölçüde arttırılacağı ve tekrar oranı (frekans) deriye herhangi bir hasar vermemek için dikkatle seçilmelidir.
    Acı hissini en aza indiren, ****hiper/hipo pigmentasyon ya da kabarıklık gibi yan etkilere yol açmayan parametrelerin kullanılmasıyla en verimli sonuçların elde edilmesini garantileyen kızıl ötesine yakın enerji kaynakları için bir çalışma protokolü hazırlanmıştır. Bu parametreler daha kesin sonuçların elde edilmesi için akış miktarının arttırılmasında bir başlangıç noktası olarak kabul edilir ve yan etki oluşumunun önlenmesine, iyileşme zamanı, hastanın dayanıklılık derecesi ve cilt tipinin ihtiyaçlarının izlenmesine olanak sağlar.
    Dikkat: dokuların aşırı derecede ısıtılması kabarıklığa, yanıklara, hipo/hiper pigmentasyon ve aşırı derecede sıcaklık hissi duyulmasına yol açar. Tedavi süresince cildin vereceği reaksiyonlar dikkatli bir şekilde izlenmeli ve yukarıda bahsedilen yan etkilerin görülmeye başlandığı andan itibaren uygulama durdurulmalı ya da kullanılan parametrelerin derecesi düşürülmelidir.
    El başlığının cilde doğrudan temas etmesi derideki bazı organik kalıntıların emisyon filtresine yapışmasına yol açabilir. Bu nedenle tedavi boyunca filtreler sık sık temizlenmelidir.
    Göz çevresine uygulama yapılırken gözlerin korunması için gözlük takılmalıdır.


    3.4.1        Lazer El Başlıklarıyla Uygulama Yapılırken Dikkat Edilmesi Gerekenler
    Tedavi için uygulanacak enerji miktarı kişinin cilt tipine ve dayanıklılık derecesine göre test edildikten sonra ayarlanmalıdır  Nd:YAG ve Alexandrite lazer kaynaklarında aynı tedavi için gelinen kızarıklık seviyesi yani son noktası aynıdır:
    •    Epilasyon uygulamaları için tipik “kızarıklık derecesi” perifoliküler eritem başka bir deyişle kıl kökü çevresinin orta derecede kızarmasıdır. Bunun yanı sıra birkaç dakika içinde kaybolan bir sıcaklık hissi de duyulur.
    •    Vasküler bileşenlerin baskın olduğu cilt gençleştirme uygulamalarında son nokta birkaç dakika içinde kaybolan bir sıcaklık hissiyle beraber hafif derecede mora çalan bir kızarıklıktır. Tedavi vasküler lezyonun kaybolmasını veya renk değiştirmesini sağlayacaktır.
    •    Pigment maddesinin yaygın olduğu cilt gençleştirme uygulamalarında son nokta lezyon renginde meydana gelen hafif bir “koyulaşma”dır. Bunun yanı sıra birkaç dakika içinde kaybolan bir sıcaklık hissi de duyulur.
    Uygulama esnasında el başlığının cilt üzerinde tedavi edilen noktalarla çakışma oranı %20’yi geçmemelidir (sağ taraftaki resimde görülebilir). Kemiğin deriye yakın olduğu noktalarda (alın, elmacık kemiği vb.) uygulama yapılırken bu alanların lazer ışınlarını yansıtması ve deri üzerinde hissedilen enerji yoğunluğunu arttırmasından dolayı özellikle dikkat edilmelidir. Gerekirse akış miktarı azaltılmalıdır.


    Bilgilerinizi bırakın biz sizi arayalım

    rebamed
    Adınız Soyadınız (*)

    Lütfen adınızı yazınız.
    E-Posta Adresi (*)

    Lütfen e-posta adresinizi yazınız.
    Telefon No (*)

    Lütfen telefon numaranızı yazınız.
    Mesajınız (*)

    Lütfen mesajınızı yazınız.




    Anket

    SAĞLIK BAKANLIĞININ ÇIKARMIŞ OLDUĞU YÖNETMELİKLERİ İZLİYOR MUSUNUZ?




    Sonuçlar

    İLETİŞİM

    Namık Kemal Mah.
    Sütçü Cad.
    Kurudere Sk.
    Rauf Tokgöz İş Merkezi
    No:1 D:8
    Ümraniye

    T: 0216 505 40 06
    F: 0216 505 40 07

    You are here